• İstanbul17 °C
  • Ankara15 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PROF.DR. ERDEM YEŞİLADA DİYETİSYEN HABER İÇİN YAZDI
06 Temmuz 2016 Çarşamba 11:54

PROF.DR. ERDEM YEŞİLADA DİYETİSYEN HABER İÇİN YAZDI

PROF.DR. ERDEM YEŞİLADA DİYETİSYEN HABER İÇİN YAZDI

Bal; Besin mi? İlaç mı?

bal_02.jpg

Prof.Dr. Erdem Yeşilada

Yeditepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı, İstanbul

Tatlı lezzeti ve besleyici özelliği ile değerli bir besin olan bal, aslında yaklaşık yüzde 80’i karbonhidrat ve kalan yüzde 20’ kadarı sudan ibaret bir karışım. Ayrıca düşük oranlarda proteik yapıda bileşikler (binde 2-4), vitamin ve mineraller (binde 1-5) ve polifenolik bileşikler (binde 1-2) taşımaktadır.  Yani, basit anlamıyla “şekerli su” dan başka bir şey değil gibi görünüyor. Ancak özellikle son 15 yılda yürütülen bilimsel araştırmalar balın insan sağlığı bakımından ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor.

Geleneksel tababette binlerce yıldır sağlığın korunmasında ve bazı hastalıkların tedavisinde yararlanılan bir deva olarak bilinen balın serbest radikal hasarını önleyici (antioksidan), iltihap giderici, yara ve yanık iyileştirici, mide ülseri ve gastrit sorunlarının tedavisinde, bağışıklık sisteminin desteklenmesinde ve kanserin önlenmesinde etkili olabileceği son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar ile ortaya konuluyor.

Peki, bu şekerli su karışımını bu kadar değerli kılan nedir? Cevabı;  içerisinde binde 1 -2 gibi çok düşük oranlarda bulunan ve işçi arıların çiçek çiçek gezerek topladıkları polenlerin içerisindeki polifenolik maddelerdir İşte gerçek balı, arıların önüne şekerli su konularak üretilen ya da glikoz şurubu ve boyalarla doğrudan hazırlanan sahte ballardan ayıran en önemli fark budur.

Şüphesiz balın bu etkileri elde edildiği çevredeki baskın çiçek tipine göre değişiklik göstermektedir;  ballar kestane balı, çam balı, narenciye balı, kekik balı gibi isimlerle anılmaktadır.

Halk tababetinde balın soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarının tedavisinde yardımcı olduğu, boğaz ağrısını hafiflettiği yüzlerce yıldır bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 2001), balın antimikrobiyal ve lokal yumuşatıcı etkileri nedeniyle, soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılmasını önermektedir. Çocuklar üzerinde yürütülen bir çalışmada yatmadan önce yaklaşık bir çay kaşığı bal verilmesinin, öksürük krizlerinin önlenmesinde kuvvetli etkili öksürük şuruplarından bile daha etkili olduğu bildirilmektedir. Balın bu etkisinin, yüksek şeker derişimine bağlı ozmotik etkisi ve içerisindeki glikoz oksidaz enzimi vasıtasıyla ortama sağlandığı hidrojen peroksite ve içerdiği bileşenlere (fenolik asitler, flavonoitler, lizozim, katalaz) bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu suretle yaraların mikroplardan temizlenmesinde yararlanılan oksijenli su gibi mikrop öldürücü etki yapabilmektedir. Bu bakımdan bal, tarih boyunca yaraların enfeksiyonlardan korunması amacıyla antiseptik olarak kullanılmıştır. Balın diğer birçok dermatolojik problemde; yangılı böcek ısırıkları,  alerjik cilt tepkimeleri, egzama, sedef vb. durumlarda tedaviye katkı sağlayabildiği şikâyetleri hafiflettiği görülmektedir.

 

Bitkisel çayların antioksidan etkisi, bal ilave edilmesi ile artıyor!

Bilimsel araştırmalar gerek bitki çaylarının ve gerekse balın taşıdıkları antioksidan etkili bileşenlere bağlı olarak birçok akut ve kronik hastalığın gelişiminin önlenmesinde rol oynayabileceğini göstermektedir. Her ikisinin birlikte uygulanması halinde, yani bitki çaylarının içerisine şeker veya tatlandırıcı yerine bal ilave edilmesi ile bitki çayının antioksidan kapasitesinde ne gibi bir değişim olabileceği konusu, ekibimiz tarafından yapılan bir çalışmada incelenmiştir (Özdatlı ve ark., 2014). Bazı bitki çaylarının antioksidan kapasitesinin bal ilavesi ile 54 misli arttığı gözlemlenmiştir. Bazı bitki çaylarında (melisa, adaçayı, ıhlamur, papatya, limonlu zencefil) çam balı ilavesinin, çiçek balına oranla antioksidan etkinin daha fazla yükseldiği görülürken, bazılarında (ekinezya, yeşil çay, beyaz çay, siyah çay) çiçek balı ilavesinin daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu, muhtemelen bitki çayı ve bal bileşenlerin arasındaki etkileşmeden kaynaklanmaktadır.

 

Bal ve kanser

Temel yapısının şekerlerden ibaret olduğu ve şekerlerin kanser hücrelerinin gelişimini sağladığı yönündeki deneysel bulgular göz önüne alındığında, balın kanser gelişimini artırma riski bulunduğu düşünülebilir. Ancak deneysel ve epidemiyolojik bulgular, kanser gelişimi ile bal tüketilmesi arasında ters bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Balın kanser üzerinde etkinliğini değerlendiren önemli bir araştırmanın sonuçları (Öztürk ve ark., 2013) dikkat çekici. Meme kanseri hücreleri üzerinde yürütülen deneysel çalışmada sahte balın meme kanseri hücrelerini büyüttüğü, buna karşılık başta kestane balı olmak üzere çam ve çiçek ballarının kanser hücrelerinin gelişimini önlediği ve gözlemlenmiş. Diğer taraftan, balın kanser kemoterapisinde destekleyici etkileri ile ilgili giderek artan sayıda klinik bulgu bildirimleri bulunuyor. Balın kanser ilaçlarının etkilerini kuvvetlendirdiği bildiriliyor. Ayrıca bal uygulamasının bu grup hastaların kanser tedavisine tahammülünü artırdığı, hastalarda ilacın yol açtığı bazı olumsuz gelişmelerin hafifletilebildiği bildirilmektedir.

 

Sonuç olarak, bilimsel araştırmalar kalite analizi yapılmış gerçek balın bir besin olmanın çok ötesinde şifa kaynağı bir ilaç özelliği taşıdığını ortaya koyuyor. Burada kalite analizi ile vurgulamak istediğim; günümüzde artan çevresel riskler nedeniyle balın tarım ilacı, çevresel toksinler, antibiyotik atığı gibi insan sağlığını olumsuz etkileyecek riskleri taşıyıp taşımadığının mutlaka analiz edilmesi gerekiyor. 

 

Kaynak:

Yeşilada, E., 2015: Apitera; Arıyla Gelen Şifa. Hayykitap Yayınları, İstanbul.

Öztürk O. ve ark., 2013: Balın kanser hücreleri üzerindeki etkisini değerlendiren araştırma. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü (DETAE).

Özdatlı Ş. ve ark., 2014: Bitki çaylarında bal ilavesinin total antioksidan kapasitesine etkisi. Marmara Pharm.J. 19, 147-52.

 

Bu haber toplam 985 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Diyetisyen Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim